Telefonda en sık gelen soru: "Bir web sitesi kaç para?" Bu soruya dürüst tek cevap "duruma göre değişir" ama bu cevap kimseyi tatmin etmiyor. O yüzden neyin ne kadar değiştirdiğini açık açık yazalım.
1. Sayfa sayısı ve içerik mimarisi
Beş sayfalık bir tanıtım sitesiyle, on hizmetin her birinin alt sayfası olan bir kurumsal site arasında ciddi fark var. Ama fark yalnızca sayfa sayısından gelmiyor: sayfaların birbirine nasıl bağlandığı, hangi içeriğin nereye gireceği kararı da işin bir parçası.
İçerik mimarisi çıkarılmadan verilen fiyatlar genelde sonradan büyüyor. "Şunu da ekleyelim" konuşmaları buradan çıkıyor.
2. Tasarımın şablon mu özel mi olduğu
Hazır bir tema alıp içerik yerleştirmek ile markaya özel arayüz tasarlamak arasında çok büyük bir maliyet farkı var. İkisi de meşru seçenekler; hangisinin doğru olduğu bütçenize ve işinizin rekabet durumuna bağlı.
Şu ayrımı yapmanızı öneririz: rakiplerinizin sitelerine bakın. Hepsi birbirine benziyorsa, özel tasarım gerçek bir fark yaratır. Hiçbiri sitesine yatırım yapmıyorsa, şablonla başlayıp sonra geliştirmek makul olabilir.
3. İçeriğin kim tarafından hazırlandığı
Metinleri siz veriyorsanız proje süresi ve maliyeti düşüyor. Biz yazıyorsak; sektörü öğrenmek, sizinle görüşmek, hedef kelimeleri çıkarmak ve yazmak gerekiyor. Bir hizmet sayfası için 400–600 kelime, bir blog yazısı için 800–1200 kelime konuşuyoruz.
Fotoğraf da aynı kalem. Stok görselle ilerlemek ucuz ama sonuçta rakiplerinizle aynı fotoğrafları kullanıyor olabilirsiniz. Kendi ekibinizin ve işinizin fotoğrafı her zaman daha iyi çalışıyor.
4. Yönetim paneli ihtiyacı
İçeriği kendiniz güncelleyecekseniz panel gerekiyor. Panelin kapsamı fiyatı doğrudan etkiliyor: yalnızca blog yazısı eklemek başka, ana sayfadaki her bölümün sırasını değiştirebilmek başka.
Küçük bir işletme için "yılda iki kez metin güncellerim" diyorsanız panel yerine güncellemeleri bize bırakmak daha ekonomik olabilir. Ama içerik üretecekseniz panel kendini hızla çıkarıyor.
5. Entegrasyonlar
Her entegrasyon ayrı bir kalem: sanal POS, kargo, muhasebe, CRM, SMS, rezervasyon sistemi, pazaryeri XML aktarımı. Bunların bir kısmı standart, bir kısmı üçüncü tarafın dokümantasyonuna bağlı olarak beklenenden uzun sürüyor.
Entegrasyon planlanırken hangi sistemin hangi versiyonunun kullanıldığını netleştirmek önemli. "Muhasebe programımıza bağlansın" cümlesi, programın API’si yoksa bambaşka bir işe dönüşüyor.
6. Çok dillilik
İkinci dil, sayfa sayısını ikiye katlamaktan ibaret değil. Adres yapısı, dil değiştirici, hreflang etiketleri, tarih ve para birimi biçimleri ve çeviri yönetimi işin parçası. Çeviriler size aitse ek yük daha az; çeviriyi de biz yapacaksak ayrı bir kalem oluyor.
7. Yayın sonrası bakım
Bu kalem çoğu teklifte hiç konuşulmuyor ve sonradan sorun oluyor. Site yayına girdikten sonra güncellemeler, yedekleme, güvenlik takibi ve küçük içerik düzenlemeleri devam ediyor. Bunu ya aylık bir bakım paketiyle ya da kendi ekibinizle çözmeniz gerekiyor.
Teklif alırken şunu sorun: "Yayın sonrası ilk yıl neyi kim yapacak?" Cevabı net olmayan tekliflerde bu maliyet size sonradan geliyor.
Fiyat sorarken nasıl daha isabetli cevap alırsınız
Bir ajansa ulaşırken şu dört bilgiyi verirseniz alacağınız aralık çok daha dar olur:
- Kaç sayfa ve hangi bölümler (hizmet listesi, blog, ürün kataloğu var mı)
- İçerik ve görseller hazır mı
- Hangi sistemlere bağlanması gerekiyor
- Kendiniz mi güncelleyeceksiniz
Bu bilgiler olmadan verilen fiyat ya çok yüksek olur (risk primi) ya da sonradan büyür. İkisi de kimsenin işine yaramıyor.